12 Eylül 2009 Cumartesi

Hayata pozitif bakın...

Günaydın güzel insanlar,

Hayata pozitif bakmaya başlayalı pek uzun zaman oldu, bu da birazalınan mesafeyle ilgili sanırım.Yaşamımın belirli evrelerinde çok sıkıntılı günlerim oldu (herkes gibi) ama hep bir yerlerinden yakalamaya çalıştım hayatı. Başarılı oldum mu? belki... Ama bu günüme bakınca şükretmek geliyor içimden. Öğretim yıllarım boyunca 7 yıl halk dansları grubunda (yöresel)
oyunlar oynadım. Sanırın bu günkü halimi o günlere borçluyum. Çocukluğumudan bu güne çok uzun zaman oldu tabii. Çok sevdiğimiz arkadaşlarımızdan, ailemizden hayatın bizi sürüklediği zamana doğru yolculuk yapmaya başladık. Hayallarimiz hedeflerimiz vardı. Ben bu yolculuktan büyük yaralar almadan sıyrılanlardanım sanırım.

Küçük bir taşra kasabasında büyüyüp de kocaman bir şehre gelmenin nasıl bir komedi olduğunu durun size anlatayım.

Ankara ya ilk geldiğim de abim beni bir iki yer tanıyayım diye yanında kız arkadaşıyla Kızılay medanına kadar getirdi. O kadar harikaydı ki. Ağzım açıkmıydı orasını net hatırlamıyorum ama :) Eski Ptt binasını (gökdelen) görünce o kadar şaşırmıştım ki başımınasıl yukarılara doğru kaldırmışsam kalabalıkta, abimle arkadaşının kenara çekilip beni izlediklerini fark etmemişim. Sonra heyecanla abime birşeyler söylemek için yanıma dönünce , onlarıda göremeyince, kayboldum paniği ile sağa sola şuursuzca bakındığımı hala söyler ve güler abim.

Ankara maceram o kadar çok ki, canım eşim beni gençlik parkına götürmüştü. Vayy bee şehrin ortasında bu kadar büyük bir gölü nasılda güzel değerlendirmişler diye düşünmüştüm. Daha sonra yapay kocaman bir havuzdan ibaret olduğunu anlatmıştı eşim gülerek,çünkü bizim oralarda göller dereler doğa harikası yerler olduğundan bana çok tuhaf gelmişti açıkcası...

O zamanlar fakir ama mağrur aşık gençlerdik, Ankara yı tanıtacak ya eşim bana; çalışmadığı bir hafta sonu "hadi gezmeye gidelim hem Ankara'yı tanımış olursun " diye beni aldı dışarıçıkardı; o gün hayatımda bu kadar yol kat etmediğime karar verdim, ayaklara kara su inmesi buymuş meğer..... Aylar sonra beni sadece evimizin bulunduğu Dışkapı ve Aydınlıkevler çevresinde gezdirmiş olduğunu öğrendiğinde ne halde kendime güldüğümü anlayabildinizmi bilemiyorum. Haa bir de oturduğumuz semtin neresi olduğunu sorduğumda " Dışkapı" diye yanıtlayınca.. gururumdan kendisine değilde içimden ayy yazık yaa Ankara'nın ne kadar da dışında oturuyormuş meğer.. demiştim.

Yine aylar sonra, Ankara yı iyice öğrenmeye başlayınca aslında Telsizler olduğunu, Ankaranın dışı olmadığını yine kendime gülerek itiraf ediyorum. Ayrıca herşeyi de kendi çabalarımla öğrenmeye çalışıyorum aman bana ne kadarda çahilmiş demesinle diye :))

Yapı Kredi Bankası'nda işe başlayınca; Yapı Kredi yayınlarından sürekli de Ankara broşürlerini iş arkadaşlarıma çaktırmadan inceliyordum:) O zamanlar İ (Nokta) Melih yoktu bize Ankara broşürü hazırlayacak, kıymetini bilin adamın...

İşte böyle, yazarken o günlere gittim iyi oldu ... Tekrar gülümsedim; Hayata pozitif bakın arkadaşlar, bakın ki o geçen her saniyenin çok kıymetli olduğunu bilin. İnanın şu anınız bile bir daha asla geri gelmeyecek..

Hoşçakalın dostça kalın, gülümseyin, hayatın sizi alt etmesine izin vermeyin...

3 yorum:

  1. Senin azın aşık olduğun için açık kalmıştır bence eheh..

    YanıtlaSil
  2. belki bilmiyorum :)öylemi olmuştur ki :))

    YanıtlaSil
  3. ama hayat bize pozitif bakmıyor eheh..

    YanıtlaSil